Dilbilim Nedir?

dilbilim nedir?

Dilbilim (linguistics) nedir ? Dilbilimci (linguist) nedir? Eski tarihlerden bu yana insanlık, dilinin işleyişi, özellikleri ve evrimi konusunda hep bir merak içerisinde olmuştur. Sonraları çeşitli araştırmalar ve incelemelerin ardından “insan dilinin bilimsel olarak” incelenmesi olarak tanımlanan dilbilim terimi ortaya çıkmıştır.

Dilbilim Nedir?

Dilbilim en genel olan tanımıyla dil yetisinin ve doğal dillerin bilimsel olarak incelenmesi şeklinde açıklanmaktadır (Kıran, 2000). Buradan hareketle iki kavramın açıklanması gerekmektedir.

Dil ve Dil Yetisi

Dil yetisi, insanlar arasındaki iletişimi bir iletişim aracı yardımıyla sağlayan insana özgü bir yetidir. Dil ise aynı dilsel topluluk üyelerinin sahip olduğu sesli bir göstergeler dizgesidir (Kıran, 2000). Dil yetisi insanda değişmeyen ve evrensel bir özelliktir. Dil ise özel olan ve değişen bir öğedir.

Dilbilimin Amacı Nedir?

Dilbiliminin ve dilbilimcinin amacı Kıran (2000)’a göre bir dilsel topluluktaki bireylerin zihinlerindeki ortak özelliği geniş ve ayrıntılı olarak tanıtmaktadır. Bahsi geçen ortak özellik son derece karmaşıktır. Örnek vermek gerekirse, insan yaklaşık olarak 200 farklı sesi sesletebilmekte ve algılayabilmektedir. Ancak her dilsel topluluk sahip olduğu binden fazla sözcük için yaklaşık olarak 40 temel sesi kullanmaktadır. Her birer tüm bu temel seslere sahiptir. Temel sesleri sesbirimler olarak tanımlayabiliriz. Birey sesbirimlerin yanı sıra sesbilgisel kurallara ilişkin dizgeye de sahiptir. Bununla birlikte biçimbilimsel kurallar, anlambilimsel kurallar ve sözdizimsel özellikleri barındırmaktadır.  Yani dilbilimciler insan zihnindeki tüm bu ortak özellikleri incelemektedir.

Somut olarak dilbilimin amacı ele alındığında, ulaşabildiği tüm dilleri betimleyerek, dillerin tarihsel olarak gelişimini ele aldığı görülmektedir. Dillerin çeşitliliğinden yola çıkan Dilbilim, tüm diller içerisinde sürekli ve evrensel olarak kendini gösteren öğelerini araştırmayı kendine amaç edinmiştir.

Dilbilimci Nedir?

Dilbilimci dillerin yapısını, yayılım alanını ve aralarındaki ilişkileri, ses, biçim, anlam ve sözdizimi açısından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen kimsedir.

Ferdinand de Saussure, Genel Dilbilim Dersleri ve İkili Karşıtlıklar

Dilbilim üzerine geçmişte yapılan çalışmalarda dil bir bütün olarak ele alınmamıştır. Dilin bir bütün olarak ele alınmayışı durumu dildeki sistem işleyişini ortaya çıkaramamıştır ve dil eğitiminin dilbilimsel temelleri atılamamıştır. Ünlü İsviçreli dilbilimci Ferdinand De Saussure (1857-1913) ile birlikte dil bir bütün olarak görülmeye başlanmıştır.

Saussure’ün “Genel Dilbilim Dersleri” adlı eseri, Saussure’ün Cenevre’de verdiği genel dilbilim derslerinde öğrencilerin tuttukları notların birleşiminden ortaya çıkmıştır. Bu eserle ile birlikte dilbilimin bir bilim olarak görüldüğü XX. Yüzyıl dilbilimi başlamaktadır.

Saussure ile birlikte dile olan yaklaşım temelinden değişmektedir. Dilbilimci dili artık bir dizge (sistem) olarak ele alacaktır. Başlıca amaç, her türlü dilsel süreç, oluş ve gerçekleşme ardında dizge ve yapı aranacaktır (Saussure, 1985:VIII).

Dizge

Saussure, Genel Dilbilim Dersleri adlı eserinde dili bir dizge olarak tanımlar. Bu dilini bir sistem olduğunu göstermektedir. Yani dil ses, biçim, anlam ve sözdiziminden meydana gelen bir sistemdir. Bu alt sistemler (dizgeler) arasında sürekli bir uyum bulunmaktadır. Dilin sahip oluğu bu özellik onun öğretilmesini gerektirmektedir. Dilbilim çalışmalarında, bu dizge (sistem) öğelerine ayrılır ve aralarındaki uyum süreci tanımlanmaya çalışılır.

Gösterge

Ferdinand De Saussur’ün dili tanımlarken yararlandığı diğer bir kavram ise göstergedir. Gösterge, kavram (gösterilen) ve işitim imgesi (gösteren) arasındaki ilişkidir. Toplumsal alana ait olan dil, göstergeler ilişkisi ve bağlantısından oluşan bir dizgedir. Dil göstergesi bir nesneyle bir adı birleştirmemektedir. Bir kavramla bir işitim imgesini birleştirmektedir (Saussure, 1998:109).

İkili Karşıtlar

Modern dilbilimin kurucusu olan F. Saussure’un dilbilimin bir bilim haline gelmesi anlamında katkı sağlayan Genel Dilbilim Derslerinde bir takım ikili karşıtlıklar bulunmaktadır.  Bunları dil/söz; biçim/töz, artzamanlılık/eşzamanlılık, dizisel ve dizimsel ilişkiler oluşturmaktadır.

Dil/Söz

Saussure’e göre dil, dil yetisinin topluma indirgenen ve kurallaşmış yönüdür. İnsanlar arası uzlaşmalar bütününden doğmaktadır. Toplumsaldır. Dilsel topluluktaki bireyler dili kendi sesletimleri ve kendi kültürel edinimleri çerçevesinde söze dönüştürmektedir. Söz bireyseldir.

Biçim/Töz

Saussure, biçimi bir göstergeler dizgesi olan her dile özgü algılama olarak tanımlamaktadır. Tözü ise sessel veya anlamsal olarak yapılanmamış bir gerçeklik olarak görmektedir.

Artzamanlılık/Eşzamanlılık

Artzamanlılık ve eş zamanlılık kavramları dilin nasıl inceleneceğine yönelik metodolojik bir nitelik taşımaktadır. Artzamanlılık, dilin zaman içerisinde uğradığı evrime, değişime dayanır. Eşzamanlılık ise dilin tarihsel evriminin belli bir anında yazılan ve konuşan dile dayanmaktadır.

Dizisel/Dizimsel İlişkiler

Dizimsel ilişkiler, bir göstergenin kendinden önceki ve sonraki göstergelerle kurduğu ilişkilerdir. Dizisel ilişkiler ise aynı işleme sahip dil göstergeleri arasındaki değişim ilişkisidir.

Saussure Sonrası Dilbilim

Prag Okulu: İşlevselcilik

Prag Dilbilim Çevresi (PDÇ) 1926 yılında Çek dilbilimci Mathesius’un girişimiyle kurulmuştur. S. Karcevski, N.S. Troubetskoy ve R. Jakobson’un katılmasıyla birlikte etki alanını genişletmiştir.

Prag Dilbilim Çevresinin Temel İlkeleri

  • Dil işlevsel bir dizge olarak düşünülebilir.
  • Dilbilimci dile eşzamanlı yaklaşmalı ve konuşucunun sezgisine başvurmalıdır.
  • Dilin işlevsel bir dizge olarak hem eşzamanlı hem de artzamanlı düzleme uygulanmalıdır.
  • PDÇ’nin bir amacı da dillerin oluşturduğu dizgelerin tipolojisini gerçekleştirmektedir.

Sesbilim

  1. Jakabson, S. Karcevski, N.S. Troubetskoy gibi dilbilimciler F.Saurre’un ilkelerinden hareketle bugünkü sesbilimin( phonology) temelleri atılmıştır. Bu dilbilimciler dili dizge olarak ele alarak onu eşzamanlı incelerler. Sesleri hem fiziksel özellikleri hem de iletişimdeki işlevleri açısından ele alırlar. Burada PDÇ’in işlevselciliğe dayalı bir okul olduğu görülmektedir.

Roman Jakobson

PDÇ’nin kurucuları arasında en dikkate değer isimlerden biri olarak görülmektedir. İlk incelemelerinde, Saussure’ün görüşlerini şiir diline aktarmıştır. Tonlama (intonation), dizem (rhytm) ve vurgu (stres) gibi kavramlar üzerinden durmuştur (Rıfat, 2008:31). 1915 yılında Moskova Dilbilimi Çevresini kurmuştur Bu çerçevede yazınsal inceleme, lehçebilim, halk bilimi, budunbilim (ethnology) vb. konular üzerinde araştırma yapmıştır.

  1. Jacobson’a göre tüm sesbilimsel ayırıcı özellikler belirli ikili karşıtlıklar dizgesine indirgenebilmektedir. Bu iki karşıtlıklar “ünlü/ünsüz, yoğun/dağınız, gergin/gevşek, titreşimli/titreşimsiz, genizsil/ağızsıl, kesintili/kesintisiz, keskin/boğuk, engelli/engelsiz, pes/tiz, bemolleşmiş/bemolleşmemiş, diyezleşmiş/diyezleşmemiş”dir (Rıfat, 2008, 39).

Fransız İşlevsel Dilbilim Okulu

Sözcelerde konuşucunun yapmış olduğu çeşitli seçimlerin belirgin kanıtlarını bulmaya çalışan ve dilin bildirişim işlevini vurgulayan dilbilim akımı olan işlevsellikle şekillenmektedir.

Andre Martinet ve Çift Eklemlilik

İşlevsel dilbilimin kurucusu olan Andre Martinet’e (1908) göre dil bir bildirişim, iletişim aracıdır. Ona göre her dil bir dünya görüşünü yansıtır. Her birimiz dünyayı çocukluğumuzda öğrendiğimiz dilin dilbilgisel ve sözlüksel yapısı ile algılarız. Dil aracılığıyla aktarılan bu dünya görüşü her dile özgü eklemlemeler aracılığıyla incelenebilir.

Birinci eklemlilik düzleminde anlambirimler ele alınır. İkinci eklemlilik de ise sesbirimler incelenmektedir. Sesbirimlerin özelliği ayırıcı ve ardışık oluşlarıdır. Anlambirimleri sesbirimlerin bu niteliği ile ayırabiliriz. Yani sesbirimler tek başlarına bir şey ifade etmemektedir. Bir dilde yer alan öğelerin iletişim işlevine sahip olabilmeleri için bir sözce içerisinde kullanılabilmeleri gerekmektedir. Bir dili tüm iletişim araçlarından ayıran özelliği çift eklemliliktir (Martinet, 1970).

Kopenhag Dilbilim Çevresi: Glosematik

  1. Bröndal, L Hjemslev ve H.S. Uldall tarafından 1931 yılında yeni bir dil kuramı geliştirmek amacıyla Kopenhag Dil Çevresi (KPÇ) kurulmuştur.

KPÇ, Saussure’ün “dil bir göstergeler dizgesidir” ve “dil bir töz değil biçimdir” ilkelerinden yola çıkmıştır. Ve bu ilkeleri mantıksal ve matematiksel temeller üzerine oturtmaya çalışmıştır. Bu dilbilim kuramına “Glosematik”  adı verilmiştir. Glosematikte dili oluşturan birimler süreç ve dizge düzlemlerinde incelenir. L. Hjemslev, dilsel öğeleri karşılıklı bağlantılarına göre tanımlamaya çalışmaktadır (Kıran, 2000:148).

Saussure’in biçim ve töz kavramlarını daha geniş bir düzlemde ele alır ve bu ayrımı şu şekilde ifade eder:

  • İçeriğin tözü
  • İçeriğin biçimi
  • Anlatımın biçimi,
  • Anlatımın tözü

İçeriğin tözü, dil tarafından henüz yapısal bir özellik kazanmamış dil dışı bir gerçekliktir. İçeriğin biçimi dilin yapısal özellik kazanmış biçimidir. Anlatımın tözü, dil tarafından yapısal bir özellik kazanmamış bir ses yığınıdır. Anlatımın biçimi ise ilgili ses yığınının biçim kazanmış şeklidir (Kıran, 200:149).

Amerikan Yapısalcılığı

Amerika’da F.Saussure’in yapısalcılık ilkesinden etkilenerek bir dilbilim okulu oluşturulmuştur.

Leonard Bloomfield

Amerikan Yapısalcılığının önemli temsilcilerden olan Leonard Bloomfied, dil yetisinin düşünce, irade gibi iç faktörlerden bağımsız olarak ortaya çıktığını savunur. Ona göre dil yetisi bütünüyle dış koşullarla açıklanabilmektedir. Ona göre, dilbilimci somut metnin gereci olan bütünce (corpus) üzerinde çalışma yapmalıdır.

Zellig Sabbetal Haris: Dağılımsal Dilbilim

1950’li yıllarda Z. Harris ile birlikte dağılımcılık ortaya çıkmıştır. Bir yöntem olan dağılımcılıkda bir bütünceden yola çıkılarak, bir dilin bağlı olduğu dilbilgisi saptanmaya çalışılmaktadır. Dilsel birimlerin bütün dağılımlarının saptanması temel yöntem olarak görülmektedir. Bütünce,  aynı dil topluluğuna ait konuşucular arasındaki iletişimi sağlayan sözcelerin bütünüdür (Kıran, 2000:153).

Edward Sapir: Anlıkçılık

Dilsel olgularla kültürel olgular arasındaki bağlantılar Sapir’in temel araştırma konusunu oluşturmaktadır. Ona göre dil ait olduğu grubun veya topluluğun tarihini biçimlendiren olguların damgasını taşımaktadır (Kıran, 154).

Noam Chomsky: Üretici Dönüşümsel Dilbilgisi

Tüm dillerde, konuşucunun sayısız tümce kurabilmesini sağlayan, alıcının da bu tümceleri anlamasını sağlayan bir kurallar bütünü bulunmaktadır. Bu kurallar bütünü dilbilgisidir. İnsan doğuştan itibaren bu dilbilgisel kuralları bilinçsiz bir şekilde kullanmaktadır. Yani her konuşucu ve alıcı kendi anadili hakkında sezgisel bir bilgiye sahiptir. Bu bilgi bireyde örtük olarak bulunmaktadır. Örtük dilbilgisi iletişim için gereklidir. Betimleme ve çözümleme alanında karşımıza belirtik dilbilgisi çıkmaktadır (Kıran, 2000: 160). İşte Noam Chomsky’nin bugün ortaya attığı üretici dönüşümsel dilbilgisi buradan doğmaktadır.

Chomsky soyut yapıların üretimini biçimsel ilkeler ışığında açıklamaktadır. Bir yandan da insanın olağanüstü zekasına vurgu yapmaktadır.

Chomsky, dilin yaratıcı gücünü vurgulayarak şu iki soru üzerinden yola çıkmaktadır:

  • Bir konuşucu belli bir tümcenin kendi anadiline ait olup olmadığını anlayabildiği nasıl açıklanmalıdır?
  • Bir dili konuşan kimse daha önce hiç duymadığı, kendisinin söylemediği bir tümceyi üretmesi ve onu anlatması nasıl açıklanmalıdır?

Temel Kavramlar

Edim/Edinç

Konuşucu ve alıcının kendi anadili konusundaki sahip olduğu sezgisel bilgidir. Edinç sayesinde konuşucu tümcelerin dilbilgisi kurallarına uygun olup olmadığını değerlendirme mekanizmasına sahiptir. Çocuk bir dili duyduğu tümceleri yineleyerek ve taklit ederek öğrenmez. Çocuk dili ilkelerini anlayacak ve yeni tümceler kuracak yeteneğe zaten sahiptir (Kıran, 2000:164).

Edim ise, edincin konuşucular tarafından dilin kullanımı esnasında gerçekleştirilmesidir. Edincin gerçekleşmesi bellek, dikkat, duyulan ilgi, anlatım, yorgunluk, heyecan ve çevre gibi faktörler üzerinden kişiden kişiye farklılık göstermektedir (Kıran, 2000:164).

Derin Yapı/Yüzey Yapı

Derin yapı, sözdizimsel bileşende elde edilen, evrensel nitelikte olduğu varsayılan, biçimsel soyut tümce yapısıdır. Yüzey yapı ise derin yapılara uygulanan dönüşümler sonucunda elde edilen, iletime uygun biçime gelen somut tümce yapısıdır.

Dilbilimin Alt Alanları Nelerdir?

Dilbilimde genel olarak bahsi geçen konular incelenmekte ve araştırmalar gerçekleştirilmektedir. Dilbilim günümüzde mikro ve makro olmak üzere iki alt alan biçimde incelenmektedir.

Dilbilimin Mikro Alanları

Sesbilim ve Sesbilgisi

Sesbilim, tüm dillerde insanların kullanmış oldukları sesleri, nasıl oluştuklarını, kümelendiklerini, nasıl değişim gösterdikleri üzerinde durmaktadır. Aynı zamanda söylenen herhangi bir sözcenin anlamını aktarmada seslerin nasıl bir görevinin bulunduğunu yanıt aramaktadır (Konrot, 1984: 122). Yani “yeryüzündeki dillerde kullanılan konuşma seslerini doğal özellikleri ile birlikte inceleyen bilim dalı” diyebiliriz. Sesbilgisi ise, konuşma seslerini dildeki bildirişim işlevleri açısından inceleyen bilim dalıdır.

Biçimbilim

Sözcüklerin oluşma biçimlerini ve içyapılarının nasıl biçimlendiklerini inceleyen bilim dalıdır. Biçimbirimler dilin anlamlı en küçük parçalarıdır. Buna göre biçimbilim, sözcükleri, sözcükleri, biçimbirimleri, diğer sözcüklerle ilişkilerini ve sözcüklerin kök, gövde ve biçimbirim gibi bileşenlerinin yapısını inceler.

Sözdizim

Bir tümceyi oluşturan sözcüklerin dizimlerinin nasıl oluşacağını, sözcükleri ve türlerini inceleyen alandır.

Anlambilim

Dili, sözcükleri anlam yönünden karşılaştırmalı olarak inceleyen alandır.

Edimbilim

İnsanın dili kullanımını öteki alanlarla bağlantılı bir biçimde inceleyen alandır.

Dilbilimin Makro Alanları

Toplumdilbilim

Dil ve toplum arasındaki ilişkiyi inceleyen ve toplumdaki yaş, cinsiyet, vb. toplumsal ilişkiler bağlamında dili değerlendiren alandır.

Psikodilbilim

Kişinin dil üretme, kullanma ve anlama işlemlerini zihinsel gerçekleşme olarak inceleyen alandır.

Nörodilbilim

İnsanın beyninde dili nasıl kavradığı, ürettiği ve edindiğini denetleyen sinirsel mekanizmalarla ilgilen alandır.

Bu alanların dışında uygulamalı dilbilim, adli dilbilim, bilgisayarlı dilbilim ve göstergebilim yer almaktadır.

Dilbilim Nedir?

Okeanos Tercüme

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir